Aslında yazının başlığı, bu yazının bir yazı dizisinin başlangıcı olabilmesi ihtimalini güçlendiriyor. Olabilir de, zira benim ülkeme adaptasyon sürecinde karşılaştığım garip uygulamalardan sadece biri bu sabahki olay.

Almanya’da yaşadığım yıllarda arabam olmadı. Ulaşım ihtiyacımı şehir içinde bisiklet, toplu taşıma, şehir dışında ise çoğu zaman tren ile karşıladım. Tabi bazı zamanlarda araba kiralamak durumunda da kaldım. Tren bileti kalmadığından, kalabalık seyahat ederken ekonomik olacağından, veya buna benzer nedenler. Sonuçta da 8 yıl boyunca hatrı sayılır kez araba kiralamışımdır. Araba kiralamak artık çok karmaşık bir işlem değil. Dünyanın her yerinde olabildiğine basitleşmiş bir hizmet. Gayet de güzel işliyor çoğu zaman. En azından bugüne kadar hiçbir sorun yaşamadım araba kiraladığım ülkeler olan Almanya, Hollanda, İtalya, ABD ve İspanya’da. Bu sabah ise yurtdışında bugüne kadar karşılaşmadığım bir uygulama ile karşılaştım İstanbul’da. Üstelik aracın sürücü koltuğuna oturacağım ana kadarki her şey de uluslararası standartlar dahilindeydi. Ehliyet fotokopisi alınması, aracın tanıtılması, daha önceden bulunan hasarların not edilmesi gibi. Ancak daha sonra direksiyona geçmemle, görevlinin ”Abi depo boş, ışık da yanıyor, sen benzin alırsın hemen.” demesi bir oldu. Işık mı yanıyor? Arkadaşım o ışık ne zamandır yanıyor? İbre en dipte. En yakın benzin istasyonu nerede? Küçük çaplı bir panikteyim.

”Neden depo boş?” diyecek oluyorum,

– Abi boş verip boş teslim alıyoruz.

(Boştan kastı ”bomboş”, ışığın yandığını gururla söylüyor ya.)

– Dolu verip dolu teslim alsan daha kolay değil mi? Ben bilmem kaç ülkede araba kiraladım, hep öyle.

– Abi sigorta kabul etmiyor.

(O ne demekse artık.)

– Peki ben sana arabayı benzin ışığı yanarken mi teslim edeyim?

– Abi evet yani boş.

– Boş değil, bomboş!

– Abi işte…

Neyse adamın üstüne gitmenin anlamı yok. Zira sistem böyle. Baktım birçok şirket böyle veriyor kiralık araçları. ”Sigorta kabul etmiyor” mantık sınırları dahilinde bir açıklama değil tabi. Deponun doluluk oranından sigorta şirketine ne? Ne alakası olabilir? Zaten tüm dünyada bilinen kiralama şirketleri olan Budget, Sixt ve Avis, Türkiye internet sitelerinde araçların müşteriye dolu depo ile teslim edilip dolu depo ile teslim alınacağını belirtmiş (Sigorta teorisi zaten burada çöktü!). Yani anlaşılan, yerel firmalar ”boş depo” stratejisini uygulamakta. Peki neden? Müşteriye depoyu bomboş verip sonra dolu getiren müşteriden edilecek akaryakıtın karını düşünüyorlar desem, yani bu kadar mı küçük hesap adamı bu araç kiralama firmaları? Lütfen bilen varsa açıklasın. Ama mantıklı bir açıklama olsun! Ben de bu arada yavaştan depoyu boşaltayım. Malum boş teslim etmek gerekecek.


Category: Yaşam

2 Responses to Mantığını çözemediğim Türkiye uygulamaları – Boş depo ile kiralık araç teslimi

  1. Umut says:

    Ben de ayni uygulamayla Ispanya’da karsilasip hicbir anlam verememistim. Arabayi teslim edecegim gun, ozellikle son 100km, koydugum benzini tuketemeyecegimi farkedip farkli bir psikolojiye burundum. Yolu uzatip biryer daha mi gorsem ya da 5’ten 4’e atsam da ahanda bitirdim benzini diyip sacma bi sevinc mi yasasam demistim :) kisaca, olayin mantikli bir aciklamasi yok ama Turkiye ile de sinirli degil bu tarz olaylar.

  2. Frank says:

    Sadly, google translate is unable to translate turkish-german properly :-) But did I get it right… that you we’re renting a car and it was delivered to you without any gasoline? However… greetings from bycicle-city :-)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Subscribe to Blog

Enter your email address in order to subscribe to my blog and receive notifications of new posts by email.


Categories


Calendar

October 2014
M T W T F S S
« Apr   Apr »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031