Son İstanbul ziyaretimde bu kez kafaya koymuştum. Şehrin yeni (en azından benim için) toplu taşıma alternatiflerini deneyecektim. Kolay değil, 7 yıldır uzaktayım doğup büyüdüğüm şehrimden. Ben ayrılırken, toplu taşıma tıka basa dolu otobüsler, geri kalmışlığın sembolü minibüsler, İstanbul’un sembollerinden boğaz vapurları ve sıkıcı ama işlevsel deniz otobüslerinden ibaretti. Ha tabi bir de kısa süre önce işin içine dahil olmuş, yavaş yavaş da önemi artmakta olan Taksim-Levent metrosundan.

Bu kez metrobüsü, metroyu (yeni açılan Kadıköy-Kartal hattı da dahil) denemeye kararlıydım ve işimin Maslak’a düşmesiyle bu denemeyi gerçekleştirmemek için hiçbir nedenim kalmamıştı. Evimden yürüyerek 5 dakika uzaklıktaki Acıbadem metrobüs istasyonundan metrobüse binecek, Mecidiyeköy’de inip metroya geçecektim ve Atatürk Oto Sanayi’de kısa seyahatim son bulacaktı. Tabii işin acemisi olunca işler bu kadar kolay olmadı. Öncelikle babamdan ödünç aldığım Akbil’in ne olup bittiğini anlayamadan İstanbul Kart ile değiştirildiğine tanık oldum. Metrobüs geçiş turnikesi ”geçersiz akbil” mesajı verince paniğe kapılıp yardım isteyince, yardımsever İETT çalışanı bir anda bakiyemi yeni İstanbul Kartıma aktarıverdi. Sonradan arkadaşlardan öğrendiğime göre bu işlemi yapmakla birşey kaybetmemekle birlikte, aslında zorunda değilmişim. Turnike cihazları arada sırada eski akbilleri okumuyormuş, basitçe tekrar denemeliymişim. Tamam da, metrobüs acemisi bunu nereden bilsin!

Neyse, İstanbul kartımla birlikte metrobüse bindim, hedef Mecidiyeköy. Ama o da ne! ”Sayın yolcularımız, Zincirlikuyu, bu istikametteki son istasyonumuzdur, Avcılar yönüne devam edecek yolcularımız burada 34 numaralı hatta aktarmak yapmak durumundadır.” Hayda, acemiye bu önceden söylenmez mi! Neyse aktarırız dedik. Sıcak havada koşturup hafif ter içinde kalsam da yeni metrobüse ulaştım. Bu kez hedef kesin Mecidiyeköy, kaçarı yok. 1 istasyon gittikten sonra Mecidiyeköy’de indim ve simitçiye metroya nereden girildiğini sordum. Eee, acemiyiz, o kadar olur. Gerisi çok kolaydı açıkçası. Atatürk Oto Sanayi’ye kolayca ulaştım, yalan yok. Sistem çalışıyor çalışmasına da İstanbul halkı metroyu Londra, Berlin veya New York halkı gibi kullanamıyor henüz. Henüz dediysek, açılalı çok olmuş olabilir ama inenlere öncelik tanımak, platformda yerde yazdığıyla kalırken, ”yürüyen merdivenlerde sağda durunuz” uyarılarının varlığından bile kimsenin haberi yok. İşin ilginci, bu uyarıları dikkate almayan halk, aslında kendi zamanından çalıyor, ama farkında değil işte, yapacak bir şey yok.

Metrobüs kalabalık, özellikle sabah işe gidiş ve akşam işten dönüş saatlerinde. Ama hangi dünya metropolünde değil ki? Şikayet etmek abes. Tabii havalandırma, ısıtma, klima çalışmıyorsa o zaman şikayet etmekte sonuna kadar haklıdır İstanbul halkı. Yanındayım sayın halkım, klima çalışacak, beraber şikayet edelim, bir de inenlere yol versek… Diğer yandan metro çok kalabalık değil. Kadıköy-Kartal hattı zaten çok yeni, insanlar yavaş yavaş  ısınıyor. Dedim acaba Anadolu yakasında inenlere öncelik veriyor mu halk? Maalesef… Boğazı geçmek o kadar büyük kültür şoku yaratmıyor.

Bir başka gece, tam acemiliğimi attım, metrobüs artık benden sorulur kıvamına gelmiştim ki, teknik bir hata yaptım. Gece yarısından sonra Okmeydanı istasyonunda Söğütlüçeşme istikametinde giden metrobüse binmek istedim. Ancak o da ne? Geçiş turnikeleri çalışmıyor. Yani İstanbul Kart iskambil kartından farksız, bir işlevi yok.  Etrafta da kimse yok. Turnikelerin arasından bir kapıdan platforma ulaştım ve metrobüs geldiğinde arka kapılardan birinden araca bindim. Daha sonra kardeşime metrobüse ücretsiz bindiğimi, çünkü turnikelerin çalışmadığını söyleyince bir şey daha öğrendim. Belli bir saatten sonra turnikeler kapatılıyormuş ve ödeme araç içinde yapılıyormuş. Benim arka kapıdan binmem saçma bir hareket olmuş, şoför de muhtemelen turist herhalde diyip uğraşmamış. Eee, turist olmasak da acemiyiz ya, o kadar olacak.

Bir dahaki sefere toplu taşıma maceralarımı ve sisteme bütünüyle entegre olma çabalarımı sürdüreceğim. Kim bilir belki bir dahaki sefere kadar İstanbul halkı da inenlere öncelik vermeyi öğrenmiş, bunun kendi yararına olduğunu kavramış olur. Hiç sanmıyorum dediğinizi duyar gibiyim…


Category: Yaşam

One Response to İstanbul’da bir toplu taşıma acemisi

  1. Anonymous says:

    Tadından yenmez satırlarla özetlemişsin durumu Burak… Teknolojiye yetişme hızımıza, yaşamımızı kolaylaştıracak basit ama gerekli kurallara uyma konusunda eğitilmiş bir toplum olma sürecimiz yetişemedikçe, daha çok yazar çizeriz… Ama eninde sonunda taşlar yerine oturacaktır… E buna da inanmak isteriz… Yaşamdaki tüm yolculuklarında başarılar… … Ben, Sevgili Anne’nin mimar arkadaşı Tamay…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Subscribe to Blog

Enter your email address in order to subscribe to my blog and receive notifications of new posts by email.


Categories


Calendar

September 2012
M T W T F S S
« Aug   Oct »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930